|
|
Alpay Kabacalı’nın hazırladığı “Osmanlı Devleti’ni Avrasya İmparatorluğu’na Dönüştüren Hükümdar / Fatih Sultan Mehmet” isimli kitap çıktı
Kabacalı, tarih sahasında konuyla ilgili kaynak sıkıntısına işaret ediyor. “Batı kaynaklarıyla Osmanlı kaynakları arasında birbiriyle çelişik değerlendirme ve bilgilere rastlanmaktadır. Üstelik her ikisi de yetersizdir” diyen Kabacalı, Osmanlı kaynaklarının daha çok Osmanlı’yı, eylemlerini ve padişahlarını yüceltmeyi tercih ettiğini, Hıristiyan kaynakların ise tarihe bir “Haçlı ruhu” ile yaklaştığını belirtiyor. Çalışmasını Osmanlı Devleti’nin kuruluşuyla başlatan Kabacalı, Fatih dönemini kapsamlı şekilde inceliyor. 18 Şubat 1451’de tahta çıkan Fatih, ilk iş olarak ileride taht üzerinde hak iddia edebileceğini düşündüğü kardeşi Ahmet’i boğdurtuyor. Kabacalı, kimi Batılı yazarlara göre Fatih’in bir cariyeden doğmuş olmasına karşılık, Ahmed’in annesinin Candaroğulları’ndan İsfendiyar Bey’in kızı, yani 'meşru bir eş’ olması nedeniyle, genç padişahın ileride sorun çıkabileceği 'vehmine’ kapıldığını belirtiyor. Yazar, giriş yazısında Fatih’in annesinin gayrimüslim ve köle oluşunun hakaret gibi kabul edilip kınanmasının da 'çağdışı bir duyarlık’ olduğunu kaydediyor.
Tophane’den Kasımpaşa’ya 6 Nisan 1453’te başlayan ve 29 Mayıs 1453’te sona eren İstanbul’un fethini gün gün anlatan kitap, konuyla ilgi olarak yabancı kaynaklarda ifade bulan gözlem ve değerlendirmelere de yer veriyor. Fetih öncesinde büyük nüfuz ve otorite sahibi vezir-i azam Çandarlı Halil Paşa’nın fetih fikrine sıcak bakmaması, Fatih’i öfkelendiyor. Kabacalı, pek çok farklı kaynakta Halil Paşa hakkında barışseverliğinden, Rumlardan rüşvet alan bir 'gâvur ortağı’ olmasına kadar farklı görüşler bulunduğunu ifade ediyor. Otoritesini sağlamlaştırmak isteyen Fatih, çevresindekileri İstanbul’u fethetmeye ikna ediyor ve Halil Paşa’nın görevine şehir alındıktan sonra son veriyor. Bugüne kadar tartışılagelen, fetih sırasında donanmanın karadan yürütülmesi konusunda farklı görüşler bulunduğunu da belirten Kabacalı, bu konuda ise şu yorumu yapıyor: “Fetihte gemilerin Tophane’de bugünkü Kılıç Ali Paşa Camii’nin bulunduğu yerden karaya çekilerek Kumbaracı Yokuşu’ndan şekerci Lebon’un bulunduğu dört yol ağzına ve buradan Asmalı Mescit sokağı güzergâhıyla Pera Palas’ın yanındaki yokuştan Kasımpaşa’ya geçirilmiş olduğuna şüphe yoktur.”
Fatih Sultan Mehmet nasıl öldü?
Venediklilerin, 1456 - 1479 yılları arasında en az 14 kez Fatih’i zehirleyerek öldürme girişiminde bulunduğu biliniyor. Kabacalı, bu konuda ünlü tarihçi Babinger’in kaynak göstermeden anlattıklarına da değiniyor. Babinger, bir görüşe göre Fatih’in doktorluğunu yapan Laristanlı Acem hekim Hamideddin el - Lari, diğer bir görüşe göre de oğlu Bayezid tarafından zehirlendiğini kaydediyor. Reşat Ekrem Koçu’nun “Fatih Sultan Mehmed” adlı kitabında yazdığı, Fatih’in II. Abdülhamid devrinde bulunan mumyasının padişahın cenaze töreninde taşındığı rivayet olunan balmumu heykel olabileceğini söyleyen Kabacalı, gerek mumyanın gerekse heykelin varlığının belgelerle kanıtlanamadığını belirtiyor.
|
|
Tarih: 28.01.2007 Saat: 22:26 Gönderen: admin |
|
|
|
|
Haber İle İlgili İşlemler
|
|
|
|
| |
|
|
Puan: 5 Toplam Oy: 1

|
|
|
|
|
|